EkonomiHaberlerTürkiye

“Çeşme’ye kanal uydurma, sezonu 12 aya çıkaran projemiz var”

Türkiye, ağırladığı 52 milyon turist ile dünya liginde ilk sıralarda yer alırken maalesef 35 milyar dolarlık geliri ile aynı noktalarda değil. Zira gecelik konaklama gelirleri açısından da bakıldığında gidecek yolumuz çok. Bu dönemde kişi başına ortalama gecelik harcama 68 dolar. Sektörün dipleri gördüğü günlerde bu rakam 62 dolara kadar gerilemiş en iyi günlerinde ise 83 dolarla zirveleri geride bırakmıştı.

Hatay Arkeoloji Müzesi’nin meşhur  “Neşeli ol hayatını yaşa” mozaiği.

İşte tam bu noktada hem hali hazırdaki yabancı turistten elde edilen gelirin artırılması hem de yeni misafirlerin kazandırılması gerekiyor.

Sektördeki son gelişmeleri değerlendirmek yeni projeler hakkında bilgi almak adına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile her karış toprağında tarihin yattığı Hatay’dayız. Hani ‘derler ya nereyi kazsan tarih fışkırır’ işte tam da öyle bir kent. Son dönemde parlayan gastronomi turizmi ile tanıtan Hatay elbette Antakya mutfağının farklı tatları ile adını her geçen gün Türkiye sınırları dışına da taşıyan bir şehir. Dinlerin ve farklı medeniyetlerin her şeye rağmen bir arada yaşamayı başardığı bir şehir. Üstelik bugünlerde Hatay’ın nüfusunun yüzde 27’si de Suriyeli mülteciler oluşturuyor. Şehrin belki de turizm gelirlerini artırarak ekonomik olarak yeniden ayağa kalkıp tarihteki güzel günlerine kavuşabilir. Tam bu noktada turizmde gelirleri artırmayı konuşuyoruz. 2020 Gastronomi yılı Hatay’da bu noktada iddialı. Bakan Ersoy, gastronominin tek başına yetmeyeceğini Türkiye’nin marka şefler çıkarması gerektiğini söylüyor.

MARKA ŞEF VE LOKANTAYA ÖDÜL SİSTEMİ İLE TEŞVİK

Bakan Ersoy “Bugün Londra gastronomide en yüksek gelir elde eden şehir. Hiç bir özel lezzetleri yok ama iyi lokanta ve şefleri var. Ürün tedarikimizi markalaştırıp standardize edecek, nitelikli şefler yetişmesine destek olacak ve mutfaklarımızı geliştireceğiz. Ödül sistemi getireceğiz Ülkemizin gastronomiden elde ettiği geliri konaklama gelirimizle başa baş seviyeye ulaştıracağız. Bugün 5 milyar dolar yeme içmeden 10 milyar dolar konaklamadan elde ediyoruz. Hedefimiz ikisini de 30 milyar dolarda eşitlemek” dedi.

Kadir Kaymakçı yazdı: Antakya’da 2000 yıl öncesine uyanmak

Hatay’da, Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi, Hatay Arkeoloji Müzesi ve Tıbbi Aromatik Bitkiler Müzesi’ni gezen Bakan Ersoy’a burada Hatay Valisi Rahmi Doğan’dan da bilgi aldı. Ayrıca, bölge işadamlarının yanısıra Hatay AK Parti Milletvekili Hüseyin Yayman da gezide Bakan Ersoy’a eşlik etti.

 ‘KANAL ÇEŞME DİYE BİR ŞEY YOK, TAMAMEN UYDURMA’

Her defasından gelirlerin artırılması nitelikli projelerle yabancı turistlere yeni destinasyonlar kazandırılması gerektiğini yineleyen Bakan Ersoy tam bu noktada son günlerde bazı basın yayın kurullarında adı “Kanal Çeşme” projesi olarak dillendirilen konuya da değindi. Bakan Ersoy “Öncelikle söyleyeyim bakanlığımızın böyle bir projesi yok. Tamamen uydurma. Burada bir yerli ya da yabancı grubun bir proje gerçekleştirmesi mümkün değil. Ortada ne kanal var ne başka bir şey. Hepsini çıkan haberlerden duyduk. Suudi Arabistanlı bir grup vs. böyle bir şey de yok. Tüm bölge halkının fikirleri alınıp konuyu derinlemesine anlatacağız. Zira birilerinin kendi işlerini sanki varmış gibi göstermek adına işi yaydığını düşünüyoruz. Spekülasyon da acele kamulaştırma kararından çıktı belki ama o da kadar acele değil en az 1 yıl sürüyor. Bizim Ege için Çeşme ve Didim olmak üzere 2 projemiz var. Bu projeler doğaya saygılı, geri dönüşüme duyarlı ve yatay mimari esasına dayalı olarak geliştirilecek. Bakın bugün Antalya yılda 6 milyondan 8 milyon turiste kadar çıktı. Yeni destinasyonlar yaratmazsak ileride biz Antalya’daki Rusları başka ülkelere de kaptırabiliriz. Bu noktada nitelikli yerlere ihtiyaç var. Çeşme için düşündüğümüz proje ile yılda en az 3-4 hatta 5 milyar dolarlık gelir yaratılabilir. Proje için 14 -20 milyar dolarlık bir büyüklükten bahis ediyoruz. Ege’nin turizm sezonunu 12 aya yayacak projeler bunlar. Golf, termal, kongre, etkinlik, spor, doğa, bisiklet ve benzer aktiviteleri içeren, örnek projeler. Üstelik turizm tesisleri de Antalya’da olduğu gibi denize sıfır olmayacak” dedi.

KAMULAŞTIRMA ALANI TOPLAM BÖLGENİN YÜZDE 1.98’İ KADAR

Ersoy proje hakkında şu bilgeleri paylaştı: “Çeşme için düşünülen projenin toplam arazi büyüklüğü 9 bin 574 hektar bunun 2 bin 990 hektarı Çeşme Otobanı’nın üzerinde kalan bölüm ve tamamı kamu alanı. Burada turizm hizmet alanları olacak. Personel lojmanları vs. Sağlık ve altyapı alanları. Çeşme Otobanı altında kalan bölümünün toplam büyüklüğü 5.956 hektar olup bunun tamamı kamu olanı. Turizm amaçlı toplam kamulaştırılan alan ise 190 hektar. Yani toplam proje alanının sadece yüzde 1.98’i kamulaştırılacak. Bu alanında büyük bir bölümü bir holding satın almış geçmişte yani kamulaştırmaya konu yer ona ait. Kalan özel mülkiyet de yüzde 4.57’lik bölüm. Burada agroturizm uygulamaları yapılmasını istiyoruz. Fırtına koparıldığı gibi büyük bir kamulaştırma yok.”
Peki projede neler var?

Proje zemin artı 2 kat planlanıyor. 100 bin lisan bilen kişinin istihdam edilmesi beklenen projede İzmir Havalimanı’nın da daha efektif çalışması sağlanacak. Bakan Ersoy her aşamada Sivil Toplum Kuruluşları ile görüş alışverişinde olacaklarını söylerken projeye yönelik ihalelerin 2021 yılının son çeyreğinde gerçekleşmesini beklediklerini belirtiyor.

Bölgede 20 adet golf sahası, nitelikli spor tesisleri, termal tesisler, sanat ve kültür etkinlik alanları, tarım turizm (agro) bölgeleri, bisiklet turizmi, sağlık merkezleri inşası planlanıyor. Bakan Ersoy, golf sahalarını da düşünerek suyun geri dönüşümünün sağlanmasına yönelik proje geliştirdiklerini ayrıca deniz suyunun da sulamada kullanılacağı tesislerin ihale edileceğini belirtti.

Ersoy şöyle konuştu: “Çok farklı yatırımcılar ihaleye girebilecek. Bir kişiye verilmeyecek. Biz konsepti belirledik. Projeye sadık kalıp ihtiyaç olan her yeri ayrı ayrı ihale edeceğiz. Burası için adını vermek istemem ama önemli film yapımcıları ile de görüşüyoruz. Sinema Platosu kurmaya imkan veren bir yer. Böyle bir yer lokantası konaklaması imkanları ile geliri hayli yüksek bir turizm potansiyeli yaratacak. Üstelik çevresi de buna imkan verecek. Halka açık içinde sınırları olmayan bir proje tasarlayacağız.”

KAMULAŞTIRMAYLA GALATA NEFES ALACAK

Gelelim Bakan Ersoy’un bir süredir hayata geçirmek için adım adım ilerlediği ‘Beyoğlu Kültür Yolu Projesi’ndeki son gelişmelere.

500 yılı aşkın bir süredir İstanbul’un simgesi olan Galata Kulesi uzunca bir süredir kaybettiği eski cazibesini bu mayısta açılacak olan Galataport’tan Taksim Meydanı’na kadar uzanacak olan ‘Beyoğlu Kültür Yolu Projesi’ ile yeniden kazanmaya hazırlanıyor. Galata Meydanı, İstanbul’un ilk meydanı olarak biliniyor. Tarihi, Cenevizlilere kadar uzanıyor. Ancak yıllar içerisinde aykırı yapılaşma nedeniyle meydan olma özelliğini yitirdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı bölgede hemen hemen her gün bir aktivitenin yapılacağı bir proje kapsamında hazırlıklarını hızlandırdı.

Ersoy, yönetimi vakıflarda olan Galata’yı öncelikle devralacak. Ardından kulenin hemen dibindeki sonradan inşa edilmiş kırmızı çatılı bina için harekete geçecek. Buradaki sahiplik durumu araştırılıyor. Bu binanın kamulaştırılması ve yıkılarak meydanın genişletilmesi önemli bir adım. Binanın yerine bir anfi-tiyatro inşa edilmesini planlayan Bakan Ersoy, “Bu meydanda her gün farklı bir sanatsal aktivitenin icra edilmesini planlıyoruz. Beyoğlu evlendirme dairesi Kültür ve Sanat Merkezi’ne dönüştürülecek. Kültür Yolu böylece tünele bağlanacak” diyor.

Bu noktada Tarık Zafer Tunaya Kültür ve Sanat Merkezi’nin restorasyon detaylarından bahseden Mehmet Nuri Ersoy, “Alt katta bir tiyatro salonu, aynı zamanda cep sineması var. Cep sinemasını özellikle gündüz çocuk sinemaları, akşam da kısa metrajlı sanatsal filmler için kullanacağız. Ayrıca tiyatroyu da her akşam tiyatro olarak hizmete alacağız. Binanın tamamını elden geçiriyoruz, bu yıl içerisinde tamamlayacağız. Giriş bölümü dediğimiz yerde çok amaçlı bir salon yapıyoruz. Bu salonu aynı zamanda özel galerilerin kullanımına da tahsis edeceğiz. Çünkü kültürün ve sanatın her anlamda Galata’dan başlayıp yukarı doğru giden bir çizgide hayat bulmasını istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Peki bu kültür yolunun diğer durakları neler?

ATLAS SİNEMASINDA GALAYA KIRMIZI HALI SERİLECEK

Sonraki durak Galata Mevlevihanesi. Bu noktada Şeyh Galip ve Halet Efendi Türbeleri ile yine ziyaretçilerine açık olacak. Mevlevihane ayrıca sema ayinlerinin adresi olmaya da devam edecek. Narmanlı Han ise bu güzergahta kısa bir mola vermek için adresi olacak. Yine bu yolda Vakıflara ait olan tarihi binalarda da restorasyon çalışmalarına katkı sağlanacak.

Emek Sineması ve yazın restorasyonu bitmesi planlanan Atlas Sineması da bu yolun önemli bir durağı olacak. Bu yıl içinde Atlas Pasajı ve Atlas Sineması’nın restorasyonuyla ilgili bir çalışma başlattıklarını anımsatan Ersoy, “Bu yıl yaz sezonu içinde onu hayata geçirmeyi planlıyoruz, restorasyonunu tamamlayarak. Hazirandan sonra çok ciddi bir şekilde çok amaçlı bir salonu hizmete alıyoruz. Altında sinemayı tekrar hayata geçiyoruz ve bundan sonra filmlerin galalarını Beyoğlu’nda Atlas Sineması’nda gerçekleştirilmesini sağlayacağız. Galalarda kırmızı halı sereceğiz bu yola” şeklinde konuştu.

MEYDANDAKİ TARİHİ BİNALAR DESTEKLE RESTORE EDİLECEK

Atlas Sineması’ndan Atatürk Kültür Merkezi’ne uzanan kısa yolda sondan bir önceki durak ise meydanda kurulması beklenen taşınabilir bir turistik performans alanı olacak. Burada kültür sanat etkinlikleri zanaat atölyelerinin bulunduğu bir alan düzenlenecek. Bir anlamda hali hazırda meydanda bulunan benzer aktivite yeri yeniden düzenlenecek.

Son durak ise Atatürk Kültür Merkezi. AKM’nin 2 salonundan küçük olanının ekim kasım gibi tamamlanmasını beklediklerini ve belki bu salon açıldıktan sonra açılışın planlanabileceğini belirten Ersoy, büyük salonun ise bu yıla yetişmesinin mümkün olmadığını çünkü buradaki sahnenin hayli teknolojik bir işletim sistemi olduğunu bunun kurulumunun zaman alacağını söyledi. Ersoy dünyada son yapılan sahnelerden biri olduğu için robotik teknolojilerin kulllanılacağını ve hareketli sahnelerin mevcut olduğunu da sözlerine ekledi.

Peki meydandaki diğer binalar ne olacak ya da gelişi güzel kurulan fast food restoranları…
Ersoy adım adım ilerlediklerini zamanla bir çok çarpıklığın giderileceğini ifade ederken şöyle konuştu:

“Beyoğlu’ndaki tarihi binalarla da görüşüyoruz. Özellikle maalesef uzun zamandır dokunulmamış çok zor durumda olan tarihi binalar var. Bunların sahipleriyle de görüşüp uzun süreli kiralamalar karşılığında bunlara da restorasyon projeleri hazırlıyoruz. Bunların tamamını sadece kültür ve sanat amaçlı olarak başta İstanbul olmak üzere Türk halkının kullanımına kazandıracağız. Özellikle bu meydan biliyorsunuz turizm açısından çok çok değerli, kültür ve sanata yaptığımız yatırımlar turizm olarak da fazlasıyla bize geri dönüyor. Bu amaçla da bu meydanda Vakıflar’a ait bu tarz binaları -mülkiyetleri biliyorsunuz Vakıflar’a ait Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bu proje dahilinde işletmeye başlayacağız. İşletmelerini devralacağız Bakanlık olarak ve hem turizm hem kültür sanat olarak projeyi sonuçlandırıp halkımızın kullanımına açacağız.”


Source link

İlgili İçerikler

Başa dön tuşu
Kapalı