EkonomiHaberlerTürkiye

Merkez Bankası Başkanı Ağbal’dan faiz açıklaması

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, “2019 sonunda %5.4 olan tahsili gecikmiş alacak oranı, büyük ölçüde kredi genişlemesi ve TGA sınıflama sürelerinin uzatılması sonucu mevcut durumda %4.1’e geriledi. Yakın izlemedeki kredilerin toplam kredilere oranı da 2019 yılsonundaki %11.1 seviyesinden 2020 sonu itibarıyla %10.3’e geldi. Salgının bankaların aktif kalitesindeki olumsuz etkilerinin göreceli olarak sınırlı kalabilir” dedi.

BDDK’nın 2020 yılsonuna kadar geçerli olan ve kredi sınıflandırmasını esnekleştiren düzenlemeleri 2021 Haziran ayına kadar uzatmasının, reel sektöre ve bankalara esneklik kazandırdığını belirten Ağbal, “2020 yılında taksit ötelemeleri ertelenen kredilerde Kasım ayından itibaren geri ödemelerin yüksek bir ödeme performansı ile başladığını görmekteyiz” dedi ve ekledi:

“BDDK’nın kredi gecikme süreleri ile ilgili esneklikleri kapsamında gecikme süresi 90 günün üzerinde olan kredilerin TGA
oranı üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla, getirilen esnekliklerin kaldırılması halinde bile aktif kalitesindeki bozulmanın sınırlı ve yönetilebilir düzeylerde kalabileceğini öngörüyoruz.”

Bankaların 2020 yılında kredi risklerine yönelik “temkinli” karşılık ayırma stratejisine devam ettiği ve “yüksek düzeyde” karşılık ayırdığını da belirten Ağbal, “Diğer taraftan, pandemi koşullarında getirilen düzenleme esnekliklerinin kademeli olarak kaldırılması yeni şartlara uyumu kolaylaştıracaktır” dedi.

‘UZUN BİR SÜRE GÜNDEME ALINMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, enflasyondaki yukarı yönlü risklere dikkat çekerek %17 seviyesindeki politika faizinde indirimin bu yıl uzun bir süre gündeme alınmasının mümkün olmadığını söyledi. Ağbal ayrıca rezevleri artırmak için acele etmeyeceklerini ve rezervleri swap anlaşmaları yolu değil döviz alım ihaleleri ile artırmayı planladıklarını söyledi.

Ağbal, kalıcı fiyat istikrarının “en önemli öncelik” olduğunu, para politikasının “güçlü bir dezenflasyonist denge gözetilerek” oluşturulacağını ve enflasyonun hedef patikadan sapma riskine işaret etmesi durumunda “önden ilave sıkılaşma” yapacaklarını kaydetti. Enflasyon tahmin patikası üzerinde yukarı yönlü risklerin önemini koruduğuna dikkat çeken Ağbal, “Nitekim Ocak ayına ilişkin gerek TÜFE gerek ÜFE gerçekleşmeleri enflasyon üzerinde döviz kurunun birikimli yansımalarının, uluslararası emtia fiyatlarında devam eden artışların, üretici fiyatlarındaki güçlü artış eğiliminin ve arz kısıtlarının önemini koruduğunu göstermektedir” dedi ve ekledi:

“Enflasyon patikası üzerinde yakın vadede öngördüğümüz yukarı yönlü risklerin önemini koruyacak olması ve patikanın
beklenen eğimini dikkate aldığımızda bu yıl içinde faiz indirimini uzun bir süre gündeme almamız mümkün gözükmemektedir.”

“Enflasyonda kalıcı bir düşüşü görmek istediğimizi, ancak bununla da yetinmeyerek, fiyat istikrarına işaret eden göstergelerin de oluşması gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum” diyen Ağbal, şöyle devam etti:

“Enflasyon %5 hedefine varıncaya kadar gerçekleşen/beklenen enflasyon oranı patikası ile para politikası faiz oranı patikası arasındaki düzey güçlü bir dezenflasyonist denge gözetilerek oluşturulacak ve bu denge sürekli korunacaktır. Sıkı para politikası duruşunun uzun süre devamını neden önemsiyoruz?

“Çünkü erken bir aşamada, geçici nedenlerle enflasyonun aşağı geldiğini görünce sıkı para politikası duruşundan çıkarsanız, geçmiş tecrübeler göstermektedir ki, enflasyon tekrar yukarı yönlü hareket etmektedir.” Ağbal, %5 hedefini sağlayana kadar sabırlı olacaklarını kaydederek, şunları söyledi:

“Önümüze gelecek her türlü yeni verinin enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarında orta vadeli hedef patikasından sapma riskine işaret etmesi durumunda önden ilave sıkılaşmayı yapacağız. Para politikasında risklere karşı önden gereken reaksiyon gösterilmesi enflasyonist baskıları erken aşamada yönetmenizi sağlar. Geçmiş tecrübeler göstermiştir ki, gecikmeli olarak gösterdiğiniz reaksiyonun ekonomik maliyetleri daha ağır olabilmektedir.”

Ağbal ayıca alacakları kararlar ve “güçlü iletişimle” piyasanın önünde gideceklerini de söyledi. Orta vadede sıkı para politikasının %5 hedefine ulaşıncaya kadar kesintisiz uygulanmasını bir “çıpa” olarak belirlediklerine dikkat çeken Ağbal, bu çerçeve ve hedef çıpasının Türkiye ekonomisini fiyat istikrarına ulaştıracağını belirtti.

RİSKLER GERÇEKLEŞİRSE İLAVE SIKILAŞTIRMA YAPILACAK

Bu yıl sonunda enflasyonunun %9.4 düzeyine gerileyeceğini öngörüklerini ancak bu tahminler üzerinde yukarı yönlü risklerin “belirgin bir şekilde” önemini koruduğuna da dikkat çeken Ağbal, “Yukarı yönlü risklerin varlığını kabul ediyoruz ve bu risklerin gerçekleşmesi durumunda ilave sıkılaşmaya gidip bunların enflasyon görünümü üzerindeki etkisini azaltacağız” dedi.

TCMB’nin kararlılığının piyasa tarafından teyit edildikçe enflasyon beklentilerinin de tahmin hedefine yakınsayacağını
belirten Ağbal, “Faiz indirim sürecinin zamanlaması, enflasyon gerçekleşmelerinin ve orta vadeli görünüm öngörülerimizin
Enflasyon Raporu’nda öngördüğümüz patikayla uyumlu şekilde gerçekleşmesine bağlı olacak. Politika faizini her halükarda
yalnızca 2021 hedefine değil, orta vadeli enflasyon hedefine de öngörülen sürede ulaşmayı sağlayacak bir düzeyde tutmaya devam edeceğiz” dedi.

“Yukarı yönlü risklerin varlığını kabul ediyoruz” diyen Ağbal, “Bu risklerin gerçekleşmesi durumunda ilave sıkılaşmaya gidip bunların enflasyon görünümü üzerindeki etkisini azaltacağız” dedi.

Reel faizin para politikasındaki yerine yönelik bir soruya, “Para politikası duruşunu genel olarak kabul edilmiş bir referans üzerinden konumlandırmak ve piyasa ile iletişimi bunun üzerinden kurmak doğru olmaz” yanıtını veren Ağbal şöyle devam etti:

“Politika faizi, gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir seviyede olacak ama bu iki seviye arasındaki aralık enflasyonist baskıların yaygınlığına, yoğunluğuna, para politikası tepkisine duyarlı olup olmadığına bağlı olacak. Ayrıca finansal risk göstergelerinin de iyileşmesine reaksiyon gösterecek, tepki verecek.

“Merkez Bankası kendi bilgisiyle, yaklaşımıyla gerçekleşen, beklenen enflasyonla politika faizi arasındaki aralığın
seviyesini oluşturacak. Bu seviyenin %5 hedefine varıncaya kadar dezenflasyonist bir aralıkta olması konusunda özel bir dikkat gösterecek. Hiçbir zaman için %5 hedefine ulaşmadan bir ara dönemde geçici nedenlerle süreklilik arz etmeyen faktörlerle hareket ederek bu dezenflasyonist aralıktan vazgeçmeyecek.”

Ağbal “Para politikası, aktarım mekanizması üzerinden gerekli etkiyi doğuruyor ve enflasyon eğilimleri Merkez Bankasının öngördüğü patika dahilinde ilerliyorsa demektir ki politika faizi düzeyi gerçekleşen ve beklenen enflasyona göre etkili bir baskılama yapabiliyor. Bunu her PPK’da Merkez Bankası piyasayla güçlü bir etkileşim içerisinde paylaşmaya devam edeceğiz” dedi.

Ağbal TL cinsi varlıklara yönelik sermaye akımlarının devam etmesini beklediğini de belirterek, “Özellikle portföy yatırımlarının önümüzdeki dönemde olumlu gelişmelerle beraber artacağını tahmin ediyoruz” dedi.

‘SWAP İLE DEĞİL FX ALIM İHALERİYLE REZERV ARTIRACAĞIZ’

Ağbal diğer ülke merkez bankaları ile swap anlaşmalarının önümüzdeki dönemde rezervleri artırma amacı ile kullanılmayacağını belirterek, şöyle dedi:

“Önümüzdeki süreçte Merkez Bankası olarak rezerv artırma stratejimiz içinde diğer ülke merkez bankaları ile swap anlaşmaları yapılması yer almamaktadır. Bunun yerine uygulamakta olduğumuz sıkı para politikasına kararlılıkla devam etmek suretiyle güçlü bir dezenflasyonist sürecin oluşması ve kalıcı hale gelmesi sonucunda sermaye girişlerinin istikrarlı ve güçlü bir hale gelmesi, yerleşiklerin dolarizasyon eğiliminin tersine dönmesi ile birlikte döviz alım ihaleleri yaparak rezervlerimizi artıracağız.”

“Şeffaf yöntemlerle ve herhangi bir kur seviyesi hedeflemeksizin döviz rezervlerinin güçlendirilmesini amaçlıyoruz” diyen Ağbal piyasadaki döviz arzının döviz talebine göre güçlü ve istikrarlı şekilde yükseldiği dönemlerde dalgalı kur rejimi ile uyumlu olmak kaydıyla, döviz alım ihaleleri düzenleyebileceklerini belirtti. Ağbal bu konuda “kesinlikle aceleci bir yaklaşım içinde olmayacağımız” dedi. Ağbal “Sermaye girişlerinin istikrarlı ve güçlü bir hale gelmesi, yerleşiklerin dolarizasyon eğiliminin tersine dönmesi, döviz alım ihalelerine başlamak için önemli bir gösterge olacaktır” dedi.

‘TERS DOLARİZASYON İÇİN GEREKLİ KOŞULLAR OLUŞMAYA BAŞLADI’

Ağbal’ın rezerv birikimi için önemli bir gösterge olarak nitelendirdiği ve 235 milyar dolarla rekor seviyelerde bulunan lokal döviz ve altın varlıkları için “Ocak ayının ikinci yarısından itibaren altın dahil yabancı para mevduattaki artışın kayda değer ölçüde yavaşladığını görüyoruz… Son dönemde yurt içi yerleşiklerin TL cinsi varlıklara yönelme eğilimi gözlemliyoruz. Bu durum ters dolarizasyon sürecinde önemli bir sinyal” dedi.

Bu yönelimin “sürekliliğe dönüşmesi” ve “güçlü” olmasının döviz karar aşamasında önemli bir gösterge olacağını da belirterek, “Son dönemde sisteme tabana yayılan efektif girişi de gözlemliyoruz. Bu durum yurtiçi yerleşiklerin döviz varlıklarını bankacılık sistemine taşıma isteğini ortaya koyuyor. Bu kaynaktan sisteme girişte döviz tevdiat hesaplarındaki gelişimi etkiliyor. Tüm bu gelişmeler ters dolarizasyon süreci için gerekli olan koşulların yurtiçi yerleşikler nezdinde oluşmaya başladığına işaret ediyor” dedi.

Ağbal ayrıca BDDK’nın swap sınırlamalarını önümüzdeki dönemdeki azaltılmasına yönelik bir soruya ise, “Temel yaklaşımının fiyatların serbest piyasa koşullarına göre oluşmasıdır. Bu çerçevede bu yöndeki adımların kademeli olarak devam etmesini öngörüyoruz” yanıtını verdi.


Source link

İlgili İçerikler

Başa dön tuşu
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: